Kim demiş dünya malı dünyada kalır diye?
Eğer sen cebindeki parayı başka birisi için ne kadar harcayabiliyorsan öteki taraftaki hesap bakiyeni de o kadar artmış olur.Al sana paranı yanında götürme yöntemi,bundan daha kolayı da olamaz.Bir arkadaşın ve ya komşun dara düşmüş ama senin umrunda değil,cebindeki akrebinle mutlu ol,demek ki dirhem vicdanın yok ya da o kadar bencilsin ki tek başına bu hayatta mutlu ol.Bakalım yaradanın sana verdiği nimetler sonsuza kadar akıcak mı?
Gerçek mutluluk başka birini mutlu ettiğinde elde edilen bir şey ama bizler bunu unutmuşuz.Hesap bakiyemizde ki rakamlar arttıkça mutluluğumuzun arttığını sanıyoruz.Yapayanlız bir milyarder olsak neye yarar ki?İki dostla beraberce bişeyler yapamıyosak eğer..Dünyevi şeylere kendimizi çok kaptırmışız.Dara düşmüş bir kişiyi o olumsuzluktan kurtarmak onu mutlu etmek seni gerçekten mutlu edicek,rahatlatacak ama biliyor muyuz ki bunu?Hiç denemessek nerden bilebiliriz ki?
Hele hele hiç tanımadığımız ve belki de bir daha hiç görmeyeceğimiz bir kişiye gün içinde bir küçük iyilik yapmanın tadı hiç bişey de yoktur.Denemesi bedava.Ama öyleki kimse cebinden üç kuruşu başkası için harcamasın diye ne taklalar atıyo ne hesaplar yapıyo,paraya nasılda tapıyo.Hayatın en önemli şeyi haline gelmiş.Evet para önemli bi faktördür günümüz dünyasında ama en önemli şey de değildir.Onun için ruhunu,eşini dostunu huzurunu satmanında bi manası yok.
Para mutluluğumuzu ancak belli bir noktaya kadar arttırabilir,yani dünyanın en mutlu adamı,dünyanın en zengini değildir.Yada dünyanın en bilge adamı da dünyanın mutlu kişisi tabiki değildir...
Ve sanmıyorum ki yaradan bizim ne yiyip ne içtiğimizle ilgilensin,ondan ziyade insanlarla nasıl geçiniyoruz ona bakıcaktır sanırım bana kul hakkıyla gelmeyin demesinden belli değil mi?
30 Haziran 2012 Cumartesi
26 Haziran 2012 Salı
Arabeskiz Lanet Olsun
Sevgilimden ayrıldım depresyondayım.Eyvah ilişki bitti ben bittim şimdi ne olacak?Ne olucağı var mı sen onsuz nefes alamazsın e öl bari.Tabiki de ölme senin dünyada bulunma nedenin bu ilişki değildi ki,sen bundan öncede hayatta değil miydin kardeşim,neyin peşindesin?Ondan önce sürdüğün hayat ondan sonra da gayet sürebilir e abartma istersen.
Ama yok milletim diye demiyorum bizler bayılırız her şeyimizi abartmaya.Biz sadece ilişki konusunda değil her dalda böyleyiz zaten mesela "bana bişey olmaz diye" bi laf var bu memlekette.Artık o ne demekse?Sanki arkadaş kriptondan da geldi,onun ayrıcalığı neyse.Sıradan insanlarız işte normal düz insanlarız kabul edelim artık şunu,etten kemikteniz seviniriz de,üzülürüz de,evet tamam ama her şey ölçüsünde olduğu zaman güzel.Eğer ki işlerin kararında ayarsızlık varsa işte o zaman esas sorun.
Seviniyoruz sevinirken abartıyoruz,üzülünce ağlayınca gidip kendimizi jiletliyoruz yada olmadı çekip kızı vuruyoruz ya benimsin ya kara toprağın hesabı.Aşık oluyoruz aşkımızı nerelere sığdıraca ğımızı şaşıyoruz sanki dünya da ilk aşık olan biz mişiz de yada sanki bizden başka kimsenin aşkı yokmuşta biz tekmişiz gibi.Tabi bunlar olurken daima kıyaslama ve kıyaslanma var.Ahmet aşık ben ondan daha aşığım,Fatmanın aşkı benim aşkımdan daha büyük olamaz,benim sevgilim en yakışıklı en mutlu benim muhabbetleri.Yada olmadı benim aşkım herkesten farklı hiç kimseye benzemiyo,bu defa bu kız çok farklı durumları.Yahu kardeşim bi dur bi düşün ,sakin ol,aceleye getirme hiç bişeyi,çabuk gaza gelme işte.
Severiz biz çok severiz bizde sevgi yönünden bi problem yok.Eğriyi de doğruyu da severiz.Karşımızdakinin bunu hak edip etmediğine hiç bakmadan hemde.Peki neden bu böyle,sorun nerde ve çözümü ne?
-Sorun:Yıllarca bize izletilen bütün filmlerde,şarkılarda,dizilerde ve kitaplarda hep aynı şeyler izletildi,ezberletildi,işte tam olarak sorun bu.Dinlediğimiz şarkıların %99 'u aşk üzerine,daima çekilen ve ya çekilmek zorundaymış gibi gösterilen(abartılı) cümlelerde kabahat.Sürekli sensiz yaşayamam ayrılsak ölürüz biz muhabbeti.Yeter arkadaşım ölmem ya ne ölecem başka biri için.Şu mükemmel dünyada benden daha "kıymetlisi" var mı?Nefes aldığım sürece mutlu olmak için nedenlerim vardır ve olmalıdır zaten.
-Neden şunu demek bu kadar zor?Giden gitmiştir gittiği gün bitmiştir.Çünkü gitmek isteyeni zaten durduramazsın,e çözemeyeceğin problem için üzülmenin de bi mantığı yok ki.Hayatına daha bir çok insan girecekte,çıkacakta bırak kim gelmek istiyosa yanına gelsin ve sen nerde gerçekten mutluysa ve seni gerçekten hak eden biri varsa sende onun yanında dimdik dur eşşeklik etme tabiki.Ayrılık gayet normal bir şeydir,tıpkı yaşamak gibi,birlikte olmaz ve biter bu kadar basittir,karmaşıklaştırmaya gerek yok.
Ve zaten hayatın kendisi basit,onu böyle karmaşık bi hale sokanda bizleriz.Biraz da kaderi unutmamak gerek.Bu gün burda bu insanlarla mutluysan,tamam yeterli,harika deyip yetinmesini bilmeliyiz.Kıymetini bil aldığın her nefesin.Bırakmayı öğrenmemiz gerekiyo hemde doğru zamanda bırakmayı.Dünyada kimse hak ettiği hayatı yaşamaz, kesinlikle
böyle işlemez!.. “Herkes hak ettiği gibi yaşıyor” sözünü ancak bir aptal
ya da bir zırdeli söyleyebilir…
Çözemeyeceğin şeyler için endişelenme,çözebileceklerini zaten...
24 Haziran 2012 Pazar
mutlu olmak için
Hayattaki yaşama amacımız ne?
-Malumunuz herkesin emin olduğu ve çoğunlukla verilecek cevap tabi ki de "mutlu olmak" içindir.Peki iyi hoşta doğdumuz andan itibaren bize bu neden hiç anlatılmaz?
Evde ve ya okulda nedense bundan hiiç bahsedilmez nedense? Bize okulda yaklaşık yirmi yıl boyunca binlerce gerekli ve ya gereksiz bilgiler öğretildi,ezbertildi duruldu.Çünkü bilgilerle dolu olmak gerekiyodu,okumuş olmak kültürlü ve bilgili olmak için olmazsa olmazdı.Peki ya bu bilgiler bizi bilge yapıcak mıydı??Cevap yok.
Çocukken en çok sorulan sorulardan biri büyüyünce ne olucaksın? Hiç kimse kalkıpta John Lennon gibi mutlu olucam demiyo,çünkü bizde her zaman bir yarış olayı vardır.Sen her daim komşunun oğlundan yada kızından bir adım önde olmasın her kulvarda,çünkü beygirim ya ben.Onlardan daha fazla para,ün,şan,şöhret istemiyorum belki ben? yada çobanlık yapmak istiyorum belki çobanlık benim hayatımın keyifli geçmesi için gayet güzel bir yol olamaz mı yani?? Ve ben bunu kalkıp çevremdekilere söylesem benim kafama bişey felan düştü zannederler.Asıl konuya gelicek olursak nasıl mutlu olucaz biz..
1-Öncelikle bildiğim şu kesin birşey mutluluk bir şeylere sahip olunduğunda elde edilebilecek bir şey kesinlikle ve kesinkle değil.(a.Bir ev,araba,elbise,saat yada telefon gibi bir şeyi satın aldığınız da,buna sahip olduğunuzda bu şeyler kesinlikle sizi mutlu etmez. b.Yok hayır beni etti diyenler bu sözüm size,o sahip olmayı çok istediğiniz ve ona sahip olduğunuzda multu olucağınızı düşündüğünüz şey ile baş başa bir ada da kalsanız o sizi ne kadar mutlu edebilecek bir düşünün bakalım. c.Bir miktar para seni mutlu edicek sanıyorsan yanılıyorsun çünkü o miktar sahibi olduğunda sana yine yetmicektir emin olabilirsin,bu örnek ev daha çok ev,araba daha iyi bi araba şeklinde çoğaltılabilir.
2-Mutluluk asla bir varış noktası değildir.
Dünya gayreti sonucu geldiğin maddi noktayla mutlu oluyosan bir uyarım var o nokta seni asla kesmicektir ve bu haz seni yine dürtüklicektir.Yani hep daha fazlasını isticeksin bunu yapma.Eşyalarının tümü sende şu anda emanet ve nefesin durduğunda hepsini başkaları kullanacak yani sen kiracısın dostum bu hayatta.
Peki sonuç:Bunları yapmayalım da biz nasıl mutlu olsak ki?
Aldığın her nefes kardır önce bunu unutma.Bu dünyadan ne vazgeçilmezler geldi geçti.Ne güçlü ne zengin ne sultanlar öldü gitti sen hala yaşıyosun ve ne kadar şanslı olduğunun farkında değilsin.
Dostluklar kurmalısın sağlam,samimi içten arkadaşların olmalı.Hayatının akıp gidişini beraber izlediğin ve keyif aldığın insanlar.
Son nefesini vereceğin dakika bir sayaç gibi saniyelerini sayarken ve sen sona ne kadar yaklaştığını bilmiyorsan eğer,her anının kıymetini bilmelisin ve zindan etmemelisin kendine hayatı.Kaderine yön verirken şunu asla unutmamalısın: Kader önüne ne getiriyorsa onu sakinlikle ve sevgiyle kucakla...
Çok paran varsa bir çok kişinin hayatlarına dokun iyiliklerinle (maddi ve ya manevi).Ve işte senin paran bu sayede ölümsüz oldu..
Bedenimizin gereksinimleri o kadar az ki;bedenimizden acıyı uzak tutalım,kendimize yeni zevkler bulalım yeter.Doğamız bundan başka bir şey istemez.İnsanlar dostlarıyla birlikte bir dere kenarında,çimenlerin üstünde,koca bir ağacın gölgesi altında oturup neredeyse hiç para harcamadan hoş vakit geçirip rahatlayabilirler.
Not*:Pek çok iş kolu,gerçek gereksinimlerinin farkına varamayan insanlarda gereksiz bir satın alma arzusu uyanması için uğraş veriyordu.
Not**:"İsteklerimizi belirleyenin kendi duyularımız değil de,sağdan soldan duyduklarımız" olması ne üzüntü verici..
Not***:Dost sıcaklığının yerini tutsun diye kaşmir hırkalar alıyoruz.Kafamızı derleyip toparlamamız gerekirken evimiz derli toplu görünsün diye raflar satın alıyoruz.
Bizde satışa sunulan bu yüzeysel nesneler ile gerçek,derinde kalmış gereksinimlerimiz arasında bir bağlantı olduğuna inanıyor; kurnazca hazırlanmış bu tuzağa düşüveriyoruz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)